Hoşgeldiniz %1$s. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
24 Mayıs 2012, 21:43:21
Mesaj Sayısı:16299
Konu Sayısı: 778
Üye Sayısı: 6081
Son üye: sinanbal
Suugle Forum  |  Genel  |  Muhabbet  |  kutsanmış disiplin pratikleri 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: kutsanmış disiplin pratikleri  (Okunma Sayısı 523 defa)
msinan
MSİ
Yeni Üye
*

Karma: 4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


-*-soon to be dead-*-


« : 24 Ekim 2007, 02:22:51 »

suugle forumda bu bölüme mi atılıyor bu tür yazılar bilmiyorum ama yanlış yere atmışsam moderatör amcalar modere ederler nasıl olsa diyerekten atıyorum.

mehmet kentel(oyungezer editörü) blogundan alıntıdır bu arada


bu sabah yine uyanamadım. uykuyla aramdaki problemli ilişki devam ediyor. neyse, konumuz bu değil. derse iki saat gecikmiş biçimde yola koyuldum. vali konağı'nda yürüyordum, uykulu gözlerimi açmaya çalışır biçimde. sonra bir topluluğun sesi geldi kulağıma. şöyle bağırıyorlardı:

her
şey
vatan
için!

kafamı kaldırdım. caddenin karşı tarafında, yüksek, hapishane duvarlarıyla çevrili bir yerden geliyordu ses. karşıya geçtim, duvar boyunca ilerleyip kapıyı buldum. bir avluya girdim. birkaç genç top oynuyordu sağda. soluma baktım, okul üniformalı 60-70 kişilik bir grubun, oldukları yerde uygun adım sayar bir halde bağırdıklarını gördüm.

her
şey
vatan
için!

başlarında bir kadın vardı. bağırıyordu durmaksızın. ama

her
şey
vatan
için!

diye değil. "karnını içeri sok, hizaya bak, dik dur" gibi, "düzenleyici" direktifler veriyordu histerik bağırmaları sırasında. 5 dakika boyunca soluğum tutulmuş biçimde izledim onları.
tanıdıktı.
okul üniformalıların suratına baktım. gözlerine. çok tanıdıktı. hatırladım.

aynı üniformaların içindeydim. aynı bahçedeydim. aynı kadından direktifler alıyordum. karnımı içeri sokuyor, hizaya bakıyor, dik duruyor ve bağırıyordum:

her
şey
vatan
için!

ve hatta durmuyordum,

türk
öğün
çalış
güven!

hatta,

her
türk
asker
doğar!

hatırladım. 13, 14 ya da 15 yaşında, kız ve erkek çocuklarıydık. üzerimizde tek tip bir elbise, güneşin altında duruyorduk. ya da soğukta. kravatlarımız takılı, ceketlerimiz ilikli, eteklerimiz diz hizasında, çoraplarımız beyaz, ayakkabılarımız mokasen. menopoz öncesi ya da hemen sonrası, "çağdaş bir türk kadını", bizi hizaya sokuyordu. çocukların faşizmle ilk tanışması.

hatırladım. nasıl keyif aldığımı hatırladım. aynı iniltiyi, aynı anlamsız, aynı şoven, aynı sapıkça iniltiyi nasıl da okul çıkışında, uygun adım biçimde eve yürürken söylediğimi hatırladım.

her türk asker doğar çocuklar. size burada edebiyat öğretiyoruz, boşa. fizik anlatıyoruz, boşa. evet, felsefe dersleriniz var, felsefe derslerinizde "sartır" da diyoruz zaman zaman, ama lütfen, yapmayın, biliyorsunuz ki tüm bunlar boşa. hepiniz asker doğdunuz elbette, ne olabilir başka?

hitler'in çocukları geldi aklıma. ellerini führer'e uzatmış biçimde uygun adım yürüyen ufacık çocukların resimlerini hatırladım. aynılarına bizim 19 mayıs törenlerinde nasıl da alıştığımızı fark ettim sonra, alışmamış olsak aklıma gelen ilk örnek hitler olur muydu?

hatırladım. disiplinin seksi tarafını. böylesine bir aksiyondan nasıl zevk alabildiğimizi hatırlamaya çalıştım. çocukların yüzlerine baktım tekrar. ne hissediyorlardı? ne hissedeceklerdi yıllar sonra bir gün, sokakta yürürken, her türkün asker doğduğunu duyduklarında?

her türkün asker olması değildi şüphesiz önemli olan. o çocukların ileride buna inanıp inanmayacakları da çok fark etmeyecekti. önemli olan, uygun adım yürüme disipliniydi. dik durma. hizaya bakma. karnını içeri çekme. farklılığın yok edilmesi. bireyin kaybolması. benden büyük, benden farklı, beni yoketmiş bir topluluğun kutsanması. kutsallık.

nasıl bir taktik izlenecek bu kutsallık stratejisi karşısında? nasıl baş edilecek her türkün asker doğduğu ve uygun adım attığı mitiyle? uygun adım atan menopozik-andropozik faşizmle nasıl başedilecek?

uygun adım atmamak gerekiyor. durmak. geriye bakmak. sallanmak. oturmak. "her şey onun için!" diye bağırmak gerekiyor belki, ya da "her türk biraz astronot az buçuk kapıcı doğar" diye... "ne olur geri dönme!" diye. dalga geçmek lazım bu saçmalıkla. gülmek, kahkahalarla gülmek lazım. okul üniformalarına asker üniforması muamelesi yapan, faşizmin en yoğun, en çekirdek, en çıplak haline karşı koymak gerekiyor. direnmek.

direniş her yerde.
nişantaşı anadolu lisesi bahçesinde.
beden eğitimi dersinde.
gündelik hayatı devrimleştiremezsek, hiçbir şey devrilemeyecek...
Logged
SemiGod
SemiGod
Tecrübeli Üye
**

Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 73



« Yanıtla #1 : 08 Kasım 2007, 06:20:52 »

yazı buraya atılalı baya zaman geçmiş ama çok beğendim.
Logged
S†eppenwolf
Yeni Üye
*

Karma: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10



« Yanıtla #2 : 28 Kasım 2007, 11:48:47 »

Eğitim değil, düpedüz korku; fidanlar uyuşturulurken hissedilen ezilme korkusu. Kimse görmüyor ki eğik ya da dik üzerinden geçilen her fidan dümdüz olur, oysa suyu paylaşıp güneşe yönelmeyi öğrenen fidan daha hızlı büyüyüp ağaç olur ki ezilemesin...
Logged

Gülümse!!
Yarın çok daha beter olacak...
Sayfa: [1]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: