msinan
MSİ
Yeni Üye
Karma: 4
Offline
Mesaj Sayısı: 1
-*-soon to be dead-*-
|
 |
« : 24 Ekim 2007, 02:22:51 » |
|
suugle forumda bu bölüme mi atılıyor bu tür yazılar bilmiyorum ama yanlış yere atmışsam moderatör amcalar modere ederler nasıl olsa diyerekten atıyorum.
mehmet kentel(oyungezer editörü) blogundan alıntıdır bu arada
bu sabah yine uyanamadım. uykuyla aramdaki problemli ilişki devam ediyor. neyse, konumuz bu değil. derse iki saat gecikmiş biçimde yola koyuldum. vali konağı'nda yürüyordum, uykulu gözlerimi açmaya çalışır biçimde. sonra bir topluluğun sesi geldi kulağıma. şöyle bağırıyorlardı:
her şey vatan için!
kafamı kaldırdım. caddenin karşı tarafında, yüksek, hapishane duvarlarıyla çevrili bir yerden geliyordu ses. karşıya geçtim, duvar boyunca ilerleyip kapıyı buldum. bir avluya girdim. birkaç genç top oynuyordu sağda. soluma baktım, okul üniformalı 60-70 kişilik bir grubun, oldukları yerde uygun adım sayar bir halde bağırdıklarını gördüm.
her şey vatan için!
başlarında bir kadın vardı. bağırıyordu durmaksızın. ama
her şey vatan için!
diye değil. "karnını içeri sok, hizaya bak, dik dur" gibi, "düzenleyici" direktifler veriyordu histerik bağırmaları sırasında. 5 dakika boyunca soluğum tutulmuş biçimde izledim onları. tanıdıktı. okul üniformalıların suratına baktım. gözlerine. çok tanıdıktı. hatırladım.
aynı üniformaların içindeydim. aynı bahçedeydim. aynı kadından direktifler alıyordum. karnımı içeri sokuyor, hizaya bakıyor, dik duruyor ve bağırıyordum:
her şey vatan için!
ve hatta durmuyordum,
türk öğün çalış güven!
hatta,
her türk asker doğar!
hatırladım. 13, 14 ya da 15 yaşında, kız ve erkek çocuklarıydık. üzerimizde tek tip bir elbise, güneşin altında duruyorduk. ya da soğukta. kravatlarımız takılı, ceketlerimiz ilikli, eteklerimiz diz hizasında, çoraplarımız beyaz, ayakkabılarımız mokasen. menopoz öncesi ya da hemen sonrası, "çağdaş bir türk kadını", bizi hizaya sokuyordu. çocukların faşizmle ilk tanışması.
hatırladım. nasıl keyif aldığımı hatırladım. aynı iniltiyi, aynı anlamsız, aynı şoven, aynı sapıkça iniltiyi nasıl da okul çıkışında, uygun adım biçimde eve yürürken söylediğimi hatırladım.
her türk asker doğar çocuklar. size burada edebiyat öğretiyoruz, boşa. fizik anlatıyoruz, boşa. evet, felsefe dersleriniz var, felsefe derslerinizde "sartır" da diyoruz zaman zaman, ama lütfen, yapmayın, biliyorsunuz ki tüm bunlar boşa. hepiniz asker doğdunuz elbette, ne olabilir başka?
hitler'in çocukları geldi aklıma. ellerini führer'e uzatmış biçimde uygun adım yürüyen ufacık çocukların resimlerini hatırladım. aynılarına bizim 19 mayıs törenlerinde nasıl da alıştığımızı fark ettim sonra, alışmamış olsak aklıma gelen ilk örnek hitler olur muydu?
hatırladım. disiplinin seksi tarafını. böylesine bir aksiyondan nasıl zevk alabildiğimizi hatırlamaya çalıştım. çocukların yüzlerine baktım tekrar. ne hissediyorlardı? ne hissedeceklerdi yıllar sonra bir gün, sokakta yürürken, her türkün asker doğduğunu duyduklarında?
her türkün asker olması değildi şüphesiz önemli olan. o çocukların ileride buna inanıp inanmayacakları da çok fark etmeyecekti. önemli olan, uygun adım yürüme disipliniydi. dik durma. hizaya bakma. karnını içeri çekme. farklılığın yok edilmesi. bireyin kaybolması. benden büyük, benden farklı, beni yoketmiş bir topluluğun kutsanması. kutsallık.
nasıl bir taktik izlenecek bu kutsallık stratejisi karşısında? nasıl baş edilecek her türkün asker doğduğu ve uygun adım attığı mitiyle? uygun adım atan menopozik-andropozik faşizmle nasıl başedilecek?
uygun adım atmamak gerekiyor. durmak. geriye bakmak. sallanmak. oturmak. "her şey onun için!" diye bağırmak gerekiyor belki, ya da "her türk biraz astronot az buçuk kapıcı doğar" diye... "ne olur geri dönme!" diye. dalga geçmek lazım bu saçmalıkla. gülmek, kahkahalarla gülmek lazım. okul üniformalarına asker üniforması muamelesi yapan, faşizmin en yoğun, en çekirdek, en çıplak haline karşı koymak gerekiyor. direnmek.
direniş her yerde. nişantaşı anadolu lisesi bahçesinde. beden eğitimi dersinde. gündelik hayatı devrimleştiremezsek, hiçbir şey devrilemeyecek...
|